3 Aralık 2012 Pazartesi

ORGANİK ARICILIK


Organik arıcılık; doğada bulunan nektar, polen, su ve propolisin arılar tarafından toplanarak çeşitli arı ürünlerine dönüştürülmeleri işleminde, üretimden tüketime kadar tüm aşamalarında suni besleme ve kimyasal ilaçlama yapmadan, organik tarım alanlarında veya doğal yapısı bozulmamış florada her aşaması bir kontrol veya sertifikasyon kuruluşunca denetlenen ve sertifikalandırılan arıcılık faaliyetlerine denir.Arıcılıkta organik üretim yapabilmek için Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca çıkarılan Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 3. Bölüm 23. Maddesinde belirtilen “Organik Arı Yetiştiriciliği” kurallarına uymak gerekir.

Organik Arıcılık Kuralları
Arıcılık ürünlerinin organik üretim olarak nitelendirilmesi; kovanların özelliklerine, çevre kalitesine,arıcılık ürünlerinin özenle elde edilmesine, işlenmesi ve depolanması koşullarına bağlıdır. Organik bal üretiminde yavrulu çerçevelerden bal süzülmesi ve bu işlem esnasında sentetik kovucu maddelerin kullanılması yasaktır.

Organik arıcılıkta dikkate alınacak özellikler şunlardır:
1. Geçiş dönemi,
2. Arıların orijini,
3. Arı kolonilerinim bulunduğu bölge,
4. Arıların beslenmesi,
5. Kovanların ve diğer arıcılık malzemelerinin özellikleri,
6. Hastalıklara karşı alınan tedbir ve mücadelesi,
7. Kontrol ve sertifikasyon İşlemi.
 Geçiş dönemi
Organik üretime karar verilip bu üretim için hazırlıkların yapılmaya başlanmasından organik ürünün üretilip belgelendirilmesine kadar geçen döneme geçiş süreci denilmektedir. Geleneksel arıcılıktan organik arıcılığa geçiş süresi 1 yıldır. Ancak tarımsal üretim yapılmayan alanlarda geçiş süresi uygulanmaz. Geçiş süresinde kovanlardaki bütün petekler ekolojik balmumundan yapılmış olmalıdır. Ekolojik petek, boş çerçeve verilerek organik üretim sahasında yaptırılabilir. Ekolojik olmayan balmumu kullanılması durumunda kalıntı analizi yapılarak kalıntı olmadığının belgelenmesi gerekir. Geçiş süresinde üretilen ürün organik ürün sayılmaz.
Arıların orijiniIrk seçiminde, arıların yerel koşullara adapte olabilme kapasitesi, dayanıklıkları ve hastalıklara karşı dirençlilikleri göz önüne alınmalıdır. Arı kolonisi, organik olarak üretim yapılan işletmelerden suni oğul olarak veya geleneksel üretim yapan işletmelerden alınan arı kolonilerinin organik petekli çerçevelere aktarılması suretiyle elde edilir. Yönetmeliğe göre ana arı ihtiyacı, yapay tohumlama ile veya geleneksel üretimlerden kolonilerin % 10’ u kadar alınarak kullanılabilir. Ayrıca ana arıların kanatlarının kesilmesi yasaktır. Ana arıların yenilenmesi esnasında eski ana arının öldürülmesine yönetmelikte izin verilmektedir.
Arı kolonilerinin bulunduğu bölge
Organik arı yetiştiriciliği yapılacak alan, asgari uçuş çapı 3 km olmak koşuluyla 1 yıl önceden kontrol altına alınır ve harita üzerinde yeri belirtilir. Ayrıca uçuş çapı dışında kirlenmeye yol açması muhtemel olan; kent merkezleri , sanayi bölgeleri, atık merkezleri, maden işletmeleri, hidrolik ve termik enerji santralleri ile atık yakma merkezlerinden 3 km, Karayolları Genel Müdürlüğü ağındaki ana yollara 1 km uzaklıkta olmalıdır. Kovanların yerleştirildiği yerde, yeterli nektar, polen ve temiz su kaynağı bulunmalıdır. Karantina tedbirleri uygulanan ve kimyasal mücadele yapılan alanlarda organik arıcılık yapılamaz. Bir müteşebbisin, aynı bölgede birçok arıcılık birimini işletmesi durumunda bütün birimlerin bu yönetmelik gereklerine uygun olması gerekmektedir.


Arıların beslenmesiÜretim sezonu sonunda kışı geçirilebilmesi için kovanlarda yeterince bol miktarda bal ve polen bırakılmalıdır. Kovanların, kötü iklim koşulları nedeniyle tehlikeye girmesi durumunda, kolonilerin suni olarak yemlenmesine izin verilir. Suni yemleme organik biçimde üretilmiş ve aynı organik üretim biriminden sağlanan bal ile yapılır. Suni yemlemede organik biçimde üretilen bal yerine, özellikle iklim koşulları balın kristalleşmesini hızlandırıyorsa, organik biçimde üretilen şeker şurubu veya organik şeker melası kullanılmasına izin verilebilir. Suni yemleme ile ilgili olarak kovan siciline; ürünün tipi, tarihi, miktarı ve kullanıldığı kovanlara dair bilgiler yazılmalıdır. Suni yemleme yalnızca son bal hasadı ile müteakip nektar  veya balözü döneminden önceki 15 gün arasında yapılabilir. Kovanların ve diğer arıcılık malzemelerinin özellikleri  Kovanlar, ağaçtan veya diğer doğal malzemelerden yapılmalıdır. Kovanlarda kimyasal boya yerine propolis, balmumu, bitki yağları gibi doğal ürünler kullanılmalıdır.Yeni çerçeve için balmumu organik üretim yapan birimlerden sağlanmalıdır. Bu hususa aykırı bir uygulama olarak; organik biçimde üretilen balmumunun pazarda mevcut olmaması ve kovanda arının kendi yaptığı balmumunun (dalak) alınmış olması kaydıyla, özellikle yeni tesislerde veya dönüşüm süreci esnasında organik üretim biriminden alınmayan balmumunun kullanılmasına kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşu tarafından izin verilir. Kabartılmış petekleri güve zararlısından korumak için kimyasal ilaçlar kullanılmamalı, gerekiyorsa soğuk hava depolarında bekletilmelidir. Organik tarım metoduyla üretilen arı ürünleri ambalajlanırken organik ürünün niteliğinin bozulmamasına dikkat edilmeli ve ürünün organik niteliğini koruyacak bütün hijyenik tedbirler alınmalıdır.Ambalajlar; cam, tahta ya da özel üretilmiş uygun organik kaplama maddelerinden yapılmalıdır.Organik arı ürünleri geleneksel arıcılıkla elde edilen ürünlerden ayrı olarak depolanır. Organik ürünlerin depolanması sırasında herhangi bir kimyasal ilaç kullanılmamalıdır. Organik arı ürünleri, karayollarıkenarında bekletilmemeli ve satılmamalıdır.
NOT:Yazı http://www.turkiyearicilik.com/aricilik-hakkinda-bilgiler/organik-aricilik.html dan alıntıdır.
Arıcı 07-ANTALYA

Arıcı 07 ANTALYA

13 Kasım 2012 Salı

PÜREN SEZONU BUGÜN BİTİYOR


 Bu yılda artık kış geldi.Son baharın sonunda açan pürenlerden arı ne aldı,ne buldu bakacağız.Kovan başı 1 kg kadar bal yaptılar ancak.Bunada şükür.Kısmet böyleymiş.Bu çiçekler 15 eylülde açmış olsaydı kovan başı 10 kg bal alırdık.Hasrika acı püren balı.Ama bu yıl kısmet olmadı.Yağmur geç yağınca pürende geç kaldı.
 Bugün hava soğuk görünüyor.Evde ısıtıcı olarak klima ve soba kullanmakdayız.Sobalar henüz yakılmadı.Ama çok yakın.Bu yazıyı yazarken üşür gibiyim.
 Nasip olursa birazdan arılığa gideceğim.Önümüzdeki günlerin planlamasını yapmam gerek.Önümüzde arılarımıza kış önü son olarak  yeni dünyalar yem olarak görünüyor.Yeni dünyalarda tomurcukda...3-4 güne kadar açacaklar.Bizde arılığı mahalle kıyısına evin yakınına kovuşlandırmalıyız.
Nasıl bir çok yerin özel balı varsa....Çoğu yerde yetişmesine rağmen bizimde pürenimizin balı güzel.Hafif kokulu acımsı tatda.Ama damakda enfes ve farklı tam buruk güçlü bir iz bırakan doğal bal etkisi...Satamasakda kendimiz herhalde bu tadı dneriz inşallah...Kışa doğru kovanların hiç açılmayacağı günlere yaklaşıyoruz.Gerekli son hazırlıklar güneşli ılık havalarda yapılacak.Eskiyen kovan iç örtüleri bu hafta yeni şeker çuvallarıyla değişecek.Şeker çuvalını tam ortadan katlayıp,kesiyorum.Kesilen yerlerden sökülmemesi için kesik bölgeye pürmüz tutuyorum.İşte  size 4-5 yıl dayanacak harika kovan örtüsü.


Arıcı 07 ANTALYA

11 Eylül 2012 Salı

KALP DAMAR HASTALIKLARINDA POLEN



  • En yaygın kalp hastalığı, damar kireçlenmesi vetıkanmasıdır. Polenin yapısında bulunan P vitamini ve diğer yararlı elementler damarları yumuşatır, kana geçen civardaki artıkların idrarla dışarı atılmasını sağlar. Ünlü araştırmacı Alain Caillas, kitabında “Miyokard enfaktüsü ve kalbin kroner damarlarının tıkanmasında, polen sayesinde şaşırtıcı iyileşmeler görülüyor. Rus Bilimler Akademisi’nde Prof. Beklerov ve arkadaşlarının önemli araştırmalarına göre Polen, yüksek tansiyona, damar sertliğine, kolesterol yüksekliğine, kroner tromboz ve felçlere karşı koruyucu ve iyileştirici etki yapıyor.” diye açıklıyor. Hürriyet gazetesinin “Püf noktası” sütununda “Çiçek tozu gençleştiriyormu ? İsveçli Dr. Lars Eric Essen ve Dr. Tissinin, poleni yaşlı insanlar üzerinde denemiş ve özellikle damar sertliğinde faydalı olduğunu meydana çıkarmışlardır. ” diye yazılmıştır.

  •  

  • RUH VE SİNİR SİSTEMİ HASTALIKLARINDA POLEN

  • Bu hastalıkların tedavisinde en başta bol B vitaminleri gerekmektedir. Bilhassa B1 vitaminine gereksinim vardır. Bu vitamine “Sinir dokusu vitamini” denilmesi de bundandır. Polen de yüksek oranda B1 vitamini mevcuttur. Ayrıca Polen bütün B vitaminleri kompleksidir. Dr. Raymond Dextreit, düşünsel yorgunluk ve yaşamın bozuk düzeni nedeniyle sinirleri zayıflamış, güçsüz kalmış kimselerin, günde yedikleri 2 kaşık polen sayesinde sağlık ve sakinlik bulacaklarını yazmıştır.

  •  

  • SİNDİRİM SİSTEMİ HASTALIKLARINDA POLEN

  • Gastrit, Ülser, Kolit ve Hemeroid en yaygın sindirim sistemi hastalıklarıdır. Gastrit ve Ülserin ana nedeni ise sinirseldir, genelikle stresten kasılan (spazm yapan) mide kası sinirleri, o bölgeye gelen kılcal damarları da kısarak bir bölgenin kansız kalıp, yaraya dönüşmesine neden olur. Tedavi edilmezse insana yaşamı zehir eden hastalıklardır. Ömür boyu diet uygulamayı veya ameliyatları gerektirir. Bazı zamanlarda mide kanaması ve delinmesi şeklinde ölümlere neden olurlar. Belirtilen gramajlar dahilinde yapılan Polen kürleri, Mide-Barsak sistemine bağlı tüm hastalıklarda: geçici değil, Kesinkez tedavi sağlar.

  •  

  • KANSIZLIK VE ZAYIFLIKTA POLEN

  • Polenin en belirgin ve yaygın özelliği, süratle iştah açıcı ve kan yapıcı olmasıdır. Tedavilerde önemli olan, bileşiminde tüm cevherleri taşıyan bir kan sağlamak ve hasta bölgeye ulaştırmaktır. Gerisini vücut halleder…Nasıl bir otomobile, bozuk bir yakıt konduğunda çalışmasında aksaklık meydana gelirse; İnsan vücudunun yakıtı da ona gerekli tüm cevherleri bünyesinde bulunduran sağlıklı bir kandır. Kandaki cevherlerin bir veya birkaçının eksikliğine Kansızlık yani Anemi denir. Kansızlık her tür sağlık sorununa neden olan başlıca etkendir. Ülkemizde yapılan araştırmalar halkımızın %60-70′inin kansızlık sorunu olduğunu ortaya koymuştur. Düzenli kullanılan kürler sonucu; Polen: Kanı temizler, Kanı filtre eder, Kan yapar, Direnci arttırır, Alyuvar sayısını %30 oranında arttırdığı Bilim adamları tarafından kanıtlanmıştır.

  • SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARINDA POLEN 

  • Solunum sistemi hastalıklarının genel ve çok görülen nedeni üşütmektir. Üşütme ile vücudun direnci kırılır, metabolizma vücut ısısını normale çıkartmak için çaba sarfederken solunum yollarında virüs ve bakteriler kendine yer ve ortam bularak süratle çoğalırlar. Nezle, grip, anjin, faranjit, bronşit, zatürre, zatülcenp, astım, sinüzit ve verem gibi hastalıklar meydana gelebilir. Bu hastalık mikropları burada da kalmayıp, kan yolu mafsallara, kalp kapakçıklarına ve böbreklere vs. geçerek daha hayati hastalıklara da neden olabilirler. Bu nedenle solunum sistemi hastalıklarının süratle tedavisine gidilmektedir. Gelişmiş ülke doktorları, bu hastalıklarda, diğer ilaçlarla birlikte Polen de vererek tedavi yapmaktadırlar. Çünkü Polen vücut direncini, kanın lökosit (alyuvarlar) ve antikor yapımını arttırır. Sovyet Prof. N.Joiriche, burun ve boğaza polen püskürtülerek mukoza direncini arttırmak ve virüsleri etkisiz kılmak yolundaki başarılı çalışmalarını yayınlamıştır. 1957′de ilk kez Pasteur Enstitüsü’nde polenin verem mikrobu olan “Koch” basiline karşı öldürücü etkisi olduğu saptandı. Yapısındaki sakızlı maddesi, terementi esansı, nükleik asitleri ve Bol B vitaminleri ile Polen, Akciğeri dezenfekte ettiği gibi, balgam söktürücü, mikrop öldürücü, çabuk iyileştirici etkiye sahiptir.

  •  

  • ŞİŞMANLIKLARDA POLEN

  • Şişmanlık ve zayıflık gibi iki karşıt durumda vücuttaki fazla karbonhidrat, glikoz ve yağları yakarak şişman bünyeyi zayıflatır, metabolizma dengesi sayesinde zayıf düşen hücreyi derhal uyarır, üstün kan yapıcı özelliğiyle kas gücü ve metabolizmayı çalıştırarak cılız ve zayıf bünyeyi normal haline getirir. Polen, hücrelerde ki yanma olayını metabolizmayı ve adrenalin salgılanmasını hızlandırır. Böylece biriken yağların erimesini çabuklaştırdığı gibi, kas gücünü de arttırarak zayıflama esnasında hissedilen halsizliği de giderir


  • Arıcı 07 ANTALYA

    29 Temmuz 2012 Pazar

    MAŞALLAH ARILARIM BAL YAPMADA.

     Bu yıl arıları fazla sık ziyaret etmiyorum.Ne kadar çok sevdim,gereğini yaptım gözüm ve nazarım arılara dokundu...Aksilikler hep olumsuzluklarda ensemde dolaştı.Hal böyle olunca bu yıl sadece yapmam gerekenleri yapıp arıları yaylada akışına kendi haline bıraktım...Çarşamba günüde kısa 2-3 saatlik kontrol ve bakım ziyareti yaptım.
     Arılar çok şükür sağlıklı ve kendi konumunda iyiydiler.Bende metro katlar yoktu.Kış kaybının çokluğundan mayısda katları bölme yapmıştım.Ama kovanlar şükür doldu.Allaha hamdolsun dolan kovanlar bal da yaptılar.Bu haliyle ben onlardan geçmiş yıllara göre memnunum.Önümüzde sıcak günler var.Bu arada olgunlaşan ballarda 
    sırlanmada.Bizde iyice olgunlaşmasını bekliyoruz.
    Sanırım hasat zamanı 8 Ağustosdan sonra olacak.Çünkü;1-8 Ağustos yaz sıcaklarının zirve yaptığı eyyam bahur zamanı..Eyyambahurda arılar çok hırçın oluyor.Onun için bal hasat zamanını bu tarihden sonra yapacağız.Nasibimize her zaman hamd ettik.Veren ve alan Yüce Allah..İnşallah hayırlı ve bereketli eyler.(Amin)

    Arıcı 07 ANTALYA

    12 Temmuz 2012 Perşembe

    İKİ ANA ARIYLA ÇALIŞMA

    2 ana arıyla bal üretti






    Sivas’ın Suşehri ilçesine bağlı Beydeğirmeni köyünde 20 yıldır arıcılık yapan emekli öğretmen Mürsel Kurnaz, kendine ait bir arı kovanında 2 ana kraliçe arıyla bal üretimi projesini geliştirerek sektörde çığır açtı.

    20 yıldır arıcılık sektöründe çalıştığını belirten emekli öğretmen Mürsel Kurnaz, projesi hakkında bilgi vererek, “Arıcılık sektöründe bugüne dek bölgemizde hiç uygulanmamış bir projeyi hayata geçirdim. Bir arı kovanında 2 ana kraliçe arıyı muhafıza ederek ortalama 40 kilo bal alınan bir arı kovanından 120 kilogram bal alınmasını sağladım. Özel bir adet arı kovanı yaptım. Kovan içerisinde 10 adet çerçeve sağ tarafta, 10 adet çerçeve sol tarafa koyarak araya çift ana ızgarası koydum. Çift ana ızgarasını koymamın sebebi ızgaraların yüzünde dolaşan ana arıların birbirlerine iğnelerini sokarak öldürmelerini engellemek. Ayrıca 2 arı ailesinin kokusunun bir kokuda birleşmesi için ızgaranın sağ ve sol kısmına 2 adet sineklik koydum. 5 gün yuvanın içinde sineklikleri muhafaza edildi. Bu süre zarfında bütün 2 arı ailesinin kokusu bir kokuda birleşti. Arılar uçuşu kestikten sonra bir kuru soğanı ikiye bölerek 2 arı ailesinin içine koydum. Soğanı koymamın nedeni arıların koku alma duyusunu nezle ederek kokusundan tanıdığı düşmanını tanıyamaz hale gelmesini sağlamak. Bu uygulamanın ardından kovanın içerisine koyduğum sineklikleri çıkardım. 2 ana arı ailesinin kavga etmediğini gördüm. Her arı ailesi 10 çerçeve olunca üstüne işçi arıların ortak çalışmasını sağlayan ballık koydum. Ana arıların üst katta ballığa çıkmasına önlemek için yuva ile ballık arasına ana arı ızgarası yerleştirdim. İşçi arıların ballıkta birbiriyle gayet güzel petek şişirdiğini ve bal yaptığını gözlemledim. Bu projeyle gördüm ki 2 ana kraliçe arı bir kovanda işçi arılarla çok yüksek verimli ortaklaşa bal üretimi yapıyorlar” dedi
    .
    Projesini noterden onaylattığını söyleyen Kurnaz, “Ben bu projemi noterden onaylattım ve patentini aldım. Bu çalışmam tüm arı yetiştiricilerine örnek teşkil edecek ve bölge arıcılığına katkı sağlayacağını düşünüyorum. Arıların ruhundan iyi anladığım için 20 yıldır hayalimi süsleyen projemi gerçekleştirdim. Ortaya çıkardığım projem arı yetiştiricileri için bir ışık olacak. Çünkü arıyı çok yüksek rakımlı yerlere taşımaya gerek kalmadan bin 200 rakımın altındaki yerleşim yerlerinde bile bu çalışmadan çok bal alabilirler” ifadelerini kullandı.
    Arıcı 07 ANTALYA